22 MİLYON KM2 TOPRAKLARIMI GERİ İSTİYORUM.

Turcomoney 01.01.2014 318
Haber

Kadın Gözüyle Zuhal Mansfield DEİK / Türk Mısır İş Konseyi Başkanı mansfield@turcQmoney.com 22 milyon km2 topraklarımı geri istiyorum... Kimliği ve kişiliği olan Türkiye, AB ile oturduğu müzakere masalarında kuralları belirleyen taraf olmalı. Bizim de Avrupa'dan isteklerimiz ve kırmızı çizgilerimiz olmalı. Türkiye bölgesel güç mü? Avrupa Birliği (AB) üyesi mi? Son zamanlarda gündemde olan bu sorular sık sık soruluyor. Dayatılanlara baktığımızda; sanla bölgesel güç olan Türkiye, AB üyesi olamazmış gibi bir hava estiriliyor. Bu yaklaşımlarla; sanki ancak herhangi bir güç sahibi olmayan Türkiye, AB üyesi olabilir şeklinde yorumlara kapı aralanıyor. İlginç olan, bu tutum genellikle AB'nin başını çeken güçlü ülkeler tarafından dile getiriliyor. Oysa yalın bir mantıkla bakıldığında; güçlü Türkiye'nin, AB'ye üye olması Avrupa çıkarlarına daha uygun görünüyor. Demek ki; yalın ve şelîaf mantıktan ziyade, dışarıdan göründüğü gibi değil de, başka kompleks ve dışarıdan görünmeyen hesaplar olmalı diyor diğer bir mantık. Peki Türkiye'nin bölgesel güç olması, gerçekten AB'ye tam üye olarak katılmasına engel mi? Geçtiğimi yıl Bremen'de ilginç bir toplantının konuğuydum. UETD (Avrupalı Türk Demokratlar Birliği) şemsiyesi altında tartışmalı bir konferans düzenlendi. Konferansın konu başlığı 'Türki'ye Bölgesel Güç mü, yoksa AB Üyesi mi?'. Paneldeki konuşmacılar beş kişiden oluşuyordu. İlk konuşmacı Bremen Üniversitesi ve Münster Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Röperdi. İlk ve en ilginç konuşma Prof. Röper tarafından gerçekleşti. Sözkoııusu şahsın yaptığı konuşmanın içeriğinden anlaşılıyordu ki, kendisinin üstlendiği bir misyon vardı. Özetle şunları söylüyordu: 1. Türkiye, AB'ye girmek istiyorsa, Doğu Roma İmparatorluğu'nun bayraktarlığını yapmak zorunda. 2. Ankara, kayıtsız şartsız Brüksel'e teslim olmak zorunda. 3. Türkiye, Güney Doğu Bölgesine özerklik tanıyıp, federal sisteme geçmek zorunda. 4. Türkiye sınır sorunlarını halletmiş olmalı. Konferansa yaklaşık 45-50 Türk ve Alman kimlikli katılımcılar mevcuttu. Prof. Röper in konuşması sonrası hemen katılımcıların arasından bir Türk vatandaş söz hakkı istedi ve konuşmacının özet olarak dile getirdiği dört konuyla ilgili şunları sordu: 1. Doğu Roma İmparatorluğunun Başkenti bugünkü İstanbul'du. Siz Doğu Roma İmparatorluğunun tekrar kurulup, İstanbul tekrar iade edilip ve başkentlik yapmasını ima ediyorsanız, çok talihsiz bir ifade ve hayal bile edilemeyecek inanılmaz ütopik bir düşünceden bahsediyorsunuz. 1453'tenbu yana İstanbul artık Türklerin hakimiyetinde. Siz böyle bir taleple gelirseniz, o halde biz de 22 milyon km kare Osmanlı topraklarını geri isteriz. 2. Berlin ya da Paris Brüksel'e kayıtsız şartsız teslim olmuş ki, Ankara'dan bunu bekliyorsunuz? Dile getirilen talebin uygulanabilirliği yok Sayın Prof. Röper. 3. Federal Sistemler, Federasyonlar ve federal devletler tarih boyunca, müstakil ve bağımsız devletlerin hep gönül rızasıyla ortak bir siyasi iradede birleşerek oluşmuşlardır. Tarihte hiçbir zaman kendi kendine "bir bütün" parçalanarak federal devlet kurulmamıştır. Böyle bir örnek gösterirseniz, Türkiye'de 81 il mevcut. O halde 81 adet ufak devletçikten oluşan bir federal devlet için hep beraber çaba gösterelim.